AKILSIZ BAŞIN…

AKILSIZ BAŞIN…

AKILSIZ BAŞIN…
Bu içerik 358 kez okundu.
Advert
 
 
 
 
 
 
 
 
Bugünlerde Yunanlılarla tekrar karşı karşıyayız. 
Temelde Yunanlılarla değil bütün haçlılarla karşı karşıya geldik.
 
Hatta Haçlıların kuklaları haline gelen pek çok 'İslam' ülkesiyle. Bize göre bunun temel nedeni, Haçlıları saran Türkiye'nin yeniden diriliş korkusudur. 
 
Düne kadar 'Muz Cumhuriyeti' olarak andıkları, 'otur' dedikleri zaman oturan, 'yat' dedikleri zaman yatan bir ülke bugün nasıl olur da Haçlılara kafa tutabilir ve izinleri olmadan haklarını isteyebilir?
 
İstiklal Savaşı'nda Türkiye Yunanlıları denize dökmemiş miydi? ki bugün kalkıp 'iki saatte Ankara'da oluruz diyorlar?
 
Evet Yunanlıları denize döktük, İngilizleri İstanbul'dan, Fransızları Kahramanmaraş'tan; Haçlı ordusunu Çanakkale'den kovduk. 
Ancak sonunu getirmedik. 
 
Şehitlerin kanıyla aldığımız haklarımızı Lozan ve Paris'te masada verdik. Sn. Cumhurbaşkanı'nın dediği gibi, 'Bağırsan duyulacak adaları Lozan'da verdik, zafer mi bu?'
Adaların serüveni şöyledir:
1911 yılında Trablusgarp'ı işgal eden İtalyanlar Rodos ve 12 adayı işgal ettiler.
 
 1912'de Uşi'de yapılan antlaşmanın 2. Maddesine göre subaylarımızı Trablusgarp'tan çekmemiz halinde adalardan çekilip Türkiye'ye teslim edeceklerdi.
 
 Ancak Balkan savaşı başlayınca, Yunanlılar alır diye biz adaları İtalyanlardan almadık. 
Orada kalmalarını istedik.
 
Birinci Dünya Savaşı'nda adalar hukuken bizimdi.
Ancak 24 Temmuz 1923'te Lozan kentinde yapılan anlaşmanın 15. Maddesine göre 12 adanın tapusunu İtalyanlara verdik.
 
İkinci Dünya Savaşı'nda (1943) İtalya'nın faşist diktatörü Mussolini ülkesinin ve iktidarının derdine düşünce Türkiye'ye, 'Gelin adalarınızı alın' dediyse de 'baş'ımız olan 'Millî Şef'imiz, 'Bizim kimsenin bir karış toprağında gözümüz yok' deyip 12 adayı almadı.
İtalyanlar adalardan çekilince Almanlar işgal ettiler.
 
 Onlar da yenileceklerini anlayınca 1945 yılında Türkiye'ye 'Gelin adalarınızı alın' dediler. 
 
'Millî Şef'imiz, 'Bizim sınırlarımız dışında, kimsenin bir çakıl taşında dahi gözümüz yok' dedi ve tekliflerini reddetti.
 
1945 yılında Almanların boşalttığı, Türkiye'nin almadığı 12 adaya İngilizler yerleştiler.
 
 Yunanistan, 'Adalarda yaşayan nüfusun çoğunluğu Yunandır' gerekçesiyle İngilizlerden adaların Yunanistan'a vermesini istedi.
 
 10 Şubat 1947 yılında yapılan Paris Konferansı'yla İngilizler Yunanistan'ın gerekçesini yerinde bularak Türkiye'nin istemediği 12 adayı Yunanistan'a verdi.
 
Ancak nüfusun % 80'nini teşkil eden Batı Trakya için bu gerekçe kabul edilmemektedir.
 
Düşünün Meis adası Türkiye'ye 2 km. uzaklıktayken Yunanistan'a 480 km. uzaklıktadır. 
 
1946 yılında Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreterliği görevini yürüten Feridun Cemal Erkin'in hükümete, '12 adayı alabiliriz, biz de Paris Konferansına katılalım' ısrarlarına ve altyapısını hazırlamasına rağmen Cumhurbaşkanı 'Millî Şef'imiz, 
'İkinci Dünya Savaşı dışında kaldığımızdan dolayı, savaşın ganimetlerinden pay almak hakkımız yoktur.
 
 Konferansa davet edilmek için müracaat yapılmayacaktır' buyurmuş ve altın tepsi içinde 12 adayı Yunanistan'a vermiştir.
 
Bugün Yunanistan, anlaşmalara aykırı olarak Limni, Rodos ve Midilli adalarında askeri havaalanı yaparken diğer adalara askerî mühimmat ve mekanize taburlar yerleştirmiştir.
 
O dönemin akılsız 'baş'larımızın ceremesini bugün biz çekiyoruz.
Umarız devletimiz bu yanlış kararlara itiraz eder ve adaları alma talebinde bulunur. 
Kimbilir…'Şer'den 'hayr'ın çıkması her zaman mümkündür.
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Vali Hacıbektaşoğlu: “Üniversite Öğrencilerimizin Yanındayız”
Vali Hacıbektaşoğlu: “Üniversite Öğrencilerimizin Yanındayız”