ANAYASA

ANAYASA

ANAYASA
Bu içerik 83 kez okundu.
Advert

Cumhurbaşkanı'nın haklı olarak dillendirmesiyle Yeni Anayasa ülkemizin gündemine girmiş bulunmaktadır. Bugün siyasette, eğitimde, hukukta, idarede görülen ve halkın kahır çoğunluğunun şikâyet ettiği sorunlar, haksızlıklar, tıkanmışlıklar yeni bir anayasa yapmanın zorunluluğun en açık kanıtıdır.
1876'daki Kanun-u Esâsî'nin ilanına kadar devletin resmî anayasası Şeriat'ti. O tarihe kadar İslam Dünyası'ndaki bütün devletler Şeriat Anayasasıyla ülke ve halklarını yönetiyor ve lokal olaylar dışında problemler yaşanmıyordu. 'Şeriat'ın kestiği parmak acımıyordu.' Osmanlılarda problemlerin başlangıcını uyguladığı bazı kanunlar nedeniyle Kanunî unvanını alan Sultan Süleyman'a dayandıranlar varsa da bu tam olarak gerçeği yansıtmamaktadır. Zira Kanunî ile Müslümanların gücü zirveye ulaşmış, bu zirve uzun süre devam etmiştir.
Problemler, Mason ve çıkarları uğruna Batılılaşan yerli işbirlikçilerin Sultan Abdülaziz'e zorla çıkarttıkları ve sonra onu öldürdükleri 1876 Kanun-u Esasî ile başlamıştır. Sultan Abdülaziz'in yerine geçen II. Abdülhamid'e de zorla ilan ettirdilerse de II. Abdülhamid, ayakları yere basar-basmaz, Yahudi, Ermeni ve Rumların çoğunlukta olduğu ve istedikleri kanunları çıkardıkları Meclis-i Mebusan'ı feshederek Kanun-u Esasî'yi, II. Meşrutiyet'i ilan etmek zorunda kaldığı 1908'e kadar yürürlükten kaldırdı.
1924 Anayasası bir savaş ve diktatörya anayasasıydı ve 1950'ye kadar halkı ezmekten başka bir işe yaramadı. 1960 Anayasası gibi 1982 Anayasası da bir darbe anayasasıydı. Bu Anayasaların tamamı cumhuriyetle, demokrasi ile, halkın iradesi ile çelişiyor ve çatışıyordu. 2017 referandumuyla 26 maddesi değiştirildiyse de sadra şifa olmadı. Kısacası mevcut Anayasa,
1. Yamalı bohça gibidir.
2. Kahır ekseriyeti Müslüman olan halkın inancı ve değerleriyle çelişmekte, çatışmaktadır.
3. Büyüyen, gelişen ve kültür düzeyi artmış halkın ihtiyacını karşılayamamaktadır.
4. Bir darbe Anayasası'dır ve demokrasi ile bağdaşmamaktadır.
5. Devleti kurumsallaştırmaktan, kalıcı bir sistemi yerleştirmekten uzaktır.
6. Her hükümet; hatta her bakanın değişmesiyle değişen yüzeysel bir Anayasa'dır.
7. Caydırıcılığı yetersiz hükümleri içermektedir.
8. Pek çok haksızlığa açık bir 'hukuk'a sahiptir.
Görüldüğü gibi defalarca 'Yeni Anayasa'lar yapılmasına rağmen sadra şifa olmamışlar. Önemli olan 'Yeni Anayasa' yapmak değil, halkın inanç, değer, tarih ve kültürüne uygun, adalete dayalı, kalıcı ve sistematik bir Anayasa yapmaktır.Önerimiz, İslam Hukuku'na da hâkim bir komisyonun kurulması ve bu komisyonun bazı maddeleri eksik olan Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye'yi tamamlayarak 'Anayasa' olarak yürürlüğe konulmasıdır. Gerekirse referanduma da götürülebilir.
Bugünkü İsrail devletinin başarısının temelinde, kurulduğu 1948'den 1966'ya kadar Anayasa olarak uyguladığı Şer'î Mecelle vardır.Bugünkü AB/D başarısının temelinde, halkın 'değerler'iyle örtüşen yasalara dayalı 'sistem' vardır. Hangi inanç ve düşünce iktidara gelirse gelsin, fer'î meseleler dışında kurulu 'sistem'e bağlı olarak ülkeyi yönetmek zorundadır. Bu istikrarı, istikrar sürekliliği, süreklilik başarıyı getirmektedir.
Bu yol ayırımında manevî ve maddî olarak mevcut iktidar büyük bir sorumluluk altındadır. 'Yeni Anayasa'yı, slogan olarak kullanıp Müslümanların duygularıyla oynayarak 2023 seçimlerini kazanmaya merdiven yapma hatasını yapmayacağını umuyoruz.
Zira böyle bir hata tarihin çukuruna gömülmek demektir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX