NAMUS ve AİLE

NAMUS ve AİLE

NAMUS ve AİLE
Bu içerik 424 kez okundu.
Advert

Bugün aile kurumu, ülkemizin en önemli gündem maddelerinden biridir. Zira, Türkiye'nin imzalayıp onayladığı İstanbul Sözleşmesi denilen paçavrayla varlığımızın temel direği aile kurumumuz yasalarla tehdit edilmekte ve yok edilmek istenmektedir. Bu sözleşmeyle bir taraftan, babanın bütün yetki ve otoritesi elinden alınmakta, edeb, terbiye, eğitim, tarih, kültür, töre, örf, adet gibi ailesi ve çocuklarına yönelik fonksiyonel bütün etki ve görevleri elinden alınrken kadın, erkek, aile ve nesil düşmanı feministlerin alçakça emellerine terkedilmektedir.
Feminizmin nasıl ve kimler tarafından kurgulanan bir proje olduğu; hangi amaçlarla bu projenin müslümanlar arasında uygulamaya konulduğu her akl-ı selim sahibinin malumudur. Bu bir Siyonizm projesidir ve insanlığın köleleştirilmesi hedeflenmektedir.
Bügün Batı Dünyası'nda ahlaksızlığın her çeşidinin serbest olduğu malumdur. Livatalık, lezbiyenlik, kadının kadınla, erkeğin erkekle; her iki cinsin köpeklerle, her çeşit hayvanla; hatta ağaç, taş, kilim, paspasla evlenmesi serbest ve yasaldır. Hatta bir kadının birden fazla erkekle yaşaması doğaldır. Bu, inancın, namusun, ahlakın, edeb, terbiye, haya, kültür, tarih ve aile başta olmak üzere bütün kutsal değerlerin ayaklar altına alınması; kısaca insan neslinin yok edilmesi demektir. İşte bütün bu ahlaksızlıkların mimarları, 'kadın hakları' yalanı ve sahtekârlığı altında faaliyet gösteren feministlerdir. İstanbul'da en ahlaksız pankartlarla sokaklara dökülenlerin arkasında feministler olduğu gibi,-sözde Kürt partisi-HDP'nin öncülüğünde Diyarbakır gibi muhafazkâr bir şehirde yürüyüş yapmak isteyen lutîlerin (LGBT) arkasında da bu alçakların organizasyonu vardı. Sosyal medyayı aktif şekilde kullanmalarının sebebi de, bu ahlaksızlığı topluma aşılamak, normalleştirmek ve bu nezih milleti çökertmektir.
Aile kurumunu ayakta tutan omurga namustur. Namus sözlükte ''Irz, doğruluk, din, iffet, edeb, haya, düzen ve güven'' anlamlarına gelirken terim olarak ''Bir şahsın mahrem/gizli iş ve durumuna vakıf olmaktır''. Örneğin, Cebrail (as)'e Namus-ı Ekber (Büyük namus) denmesinin nedeni, diğer meleklerin bilmediği vahyin sırlarına vakıf olmasındandır. İslam Dini'ne de 'Namus-ı İlahî' denir. Zira İslam Allah'ın dinidir ve Allah bu dini koruyacağına ve ilkelerine uymayanları şiddetle cezalandıracağına ahdetmiştir. Rasûlullah (s) buyurur:
''Allah'ın gıyreti (namusu) vardır. Allah'ın namusu, haram kıldığı eylemleri (işleri) işleyenleri cezalandırmaktır!'' (Buharî, /Nikah 107; Müslim, /Tevbe 36; Tirmizî, /Reda 14; Müsned, II. 343, 520)
Sad b. Ubade, 'Ben eşimin yanında birini görürsem, kılıçla kafasını uçururum' dediği bildirilen Rasûlullah (s), ''Sa'd'ın gıyretine (namusuna) hayret mi ediyorsunuz (iyi demiş)? Ben ondan daha gıyretliyim (namusluyum, ondan daha beterini yaparım); Allah benden/ikimizden de daha gıyretlidir (daha namusludur; Allah daha da ağır bir şekilde cezalandırır)!'' buyurdu. (Buharî, /Nikah 107, /Hudûd 40; Müslim, /Li'an 16; Dârimî, /Nikah 37; Müsned, IV. 248)
Namus, 'ırz, iffet' manasında kullanır. Dolayısıyla 'iffetsizlik, edebsizlik, hayasızlık, şerefsizlik ve fuhuş' gibi çirkin eylemlerde bulunanlara 'namussuz' denmektedir. 'Namussuz', 'hiçbir kutsal değeri olmayan'lara da söylenmektedir.
Feministlerin, bu müslüman halkın başına musallat edilen İstanbul Sözleşmesi'yle yapmak istedikleri budur! Yıllardır görüntülü ve yazılı medya bu alçaklığa hizmet ettiği için 'namussuzluk' olağan bir hal aldı. Ahlaksız diziler, sabahtan akşama kadar bu kutsal değerimize saldırmakta ve aile namusumuzu dinamitlemektedir. Başkasıyla yatağa giren, öpüşen kızını, karısını ailece seyretmek; hatta bununla gurur duymak normal bir hal alır olmuştur.
Kızının, karısının gece, gündüz demeden nereye gittiğini, neler yaptığını, kimlerle gezip-tozduğunu sorgulamayan anneler, babalar, kocalar, ağabeyler, amcaların düştükleri vahim durum neyle izah edilebilir?
Sorgulayanlar ise, kız veya eşlerinin bir telefonuyla evden uzaklaştırılmakta, cezalandırılmakta, hapse tıkılmakta ve en ağır psikolojik sendromların kucağına itilmektedir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX