KURTALAN’DAN İSRAİL'E SERT TEPKİ

KURTALAN’DAN İSRAİL'E SERT TEPKİ

KURTALAN’DAN İSRAİL'E SERT TEPKİ
Bu içerik 366 kez okundu.
Advert

Kurtalan’de Sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri ve vatandaşlar, Mescid-i Aksa'da Filistinlere saldırılarını sürdüren İsrail'i protesto etti.15 Temmuz Demokrasi Parkın da bir araya gelen STK'lar, sloganlar atarak İsrail'in Filistin’e yönelik saldırılarını protesto etti.

15 Temmuz Demokrasi meydanında Memur-Sen İlçe Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Hüseyin Lale ‘nin organizesin Tüm STK’lar adına de basın açıklaması yapan KOPİŞ İlçe temsilcisi Musta Soysal, yaptığı açıklamada İsrail’in zulmüne sessiz kalmayacaklarını vurguladı.

 

 

Soysal Basın açıklamasın ’da; Değerli Basın Mensupları, Aziz Kurtalanlılar!

                İslam dünyasının en hassas ve en mühim meselelerinin başında gelen, gökte yapılıp yere indirildiğine iman ettiğimiz; Hz. Muhammed (SAV) Mirac’a yükseldiği kutsal şehir Kudüs ve Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’nın işgal altında olması, bizler için bir utançtır. Bu işgal başta Müslümanların, daha sonra tüm insanlığın izzetine dokunmalıdır. Zarifoğlu’nun deyişiyle “Kudüs bir sınav kağıdıdır” Kudüs, her geçen gün tüm insanlığı biraz daha zorlayan bir imtihana dönüşmektedir.

İsrail Terör Devleti hak bilmez, vicdanları yaralayan ve insanlıktan nasibini almamış uygulamalarını günbegün arttırmakta; tüm Dünya’ya meydan okurcasına sömürgeciliği ve fırsat buldukça soykırıma varacak kadar korkunç, tehditkâr ve fiili saldırılarını arttırmaktadır. Bu saldırılar, İslam dünyasının içinde bulunduğu her ramazan ayında maalesef daha da artmaktadır. Bugünlerde yine mazlum Filistin halkı, İsrail’in canice saldırılarına maruz kalmıştır. Çoluk-çocuk, kadın-erkek, genç-yaşlı demeden “Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli” diyen Aksa’nın yürekli mücahitlerini katletmekte beis görmemektedir. Kudüs’te, Mescid-i Aksa’da izzetli ve dirayetli duruşu gösteren aziz Filistin halkına, Aksa’nın mücahitlerine selam olsun, Onlar o kutlu mabedin; o şerefli beldenin özgürlüğü için direnirken biz Müslümanların yürekleri de Kudüs’te atmakta, dualarımız Mescid-i Aksa’nın özgürlüğü için arşa yükselmektedir.

İsrail, çözümden yana olmaktan uzak; insan haklarını hiçe sayan kendi ahlaksız hukukunu gözeterek zulmüne bir an olsun ara vermemektedir. Bu gücün nedeni kerameti kendilerinde bulmalarından değildir. Bu gücün nedeni İslam ülkelerindeki karar alma noktalarında bulunan kör, sağır ve dilsiz kimi yöneticilerinin duyarsız ve şuursuz duruşlarından kaynaklanmaktadır.

Asırlarca İslam dünyasının hamiliğini yapmış olan ülkemiz, söz konusu Kudüs olunca 7’den 70’e tek yürek olmayı başarmış bir ülkedir. Bu duruş diğer.

tüm ülkelere örnek olmalı, tüm Müslüman ülkeler sadece ve sadece güçten anlayan İsrail’e karşı asil duruşlarını göstermelidir.

İslam Birliği’ni bir ütopya gören duyarsız ruhlara, yaşayan ölü bedenlere anlatılmalıdır. Bu birlik, var olmanın tek şartıdır. Bu, bizlerin yegâne gayesi ve kutsal davamız olmalıdır. Çünkü bu dava BÜYÜK ve bu mesele DERİNDİR.

Veyl olsun bu gerçeği görmeyenlere!

Değerli Arkadaşlar, Siyonist İsrail dediğimiz olgu şudur;

1-İsrail normal bir devlet değildir; laboratuvarda icat edilmiş, Filistin haritasına emperyalist güçlerin desteğiyle tecavüz etmiş ve burada adeta Müslümanların ortasına bir çıban gibi girmiş kanserli bir hücredir.

2-İsrail bir Ortadoğu devleti değildir. Daha doğrusu İsrail bir devlet bile değildir! İsrail, emperyalist masanın sadece ve sadece bir ayağıdır. Bütün kötülüklerin anası olan Batı Emperyalizmi için İsrail ne kadar önemliyse, insani ahlakın ve İslami nizamın hâkim olduğu yüreklerde de İsrail o kadar gereksiz görülmektedir. Öyle ki İsrail’in yok edilesi, bütün insanlık için yapılacak en büyük iyilik olacaktır. Çünkü İsrail, tüm insanlığın düşmanıdır.

Gelin hafızlarımızı tazeleyelim ve zihinlerimizi kirleten algılara aldırış etmeyelim, sadece gerçeklere odaklanalım.

                İsrail, devlet adı altında 1948 yılında BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÖRGÜTÜ’nün  (BM) hilesiyle kuruldu. Evet, hile ile kuruldu. Böyle bir devletin kurulması bizatihi BM örgütünün şartlarına bile aykırıdır. Ancak onlar da alenen dillendiriyor olmasa dahi, bir devlet değil, bir örgüt kurduklarının; Ortadoğu’ya ve tüm İslam coğrafyalarına kötü huylu bir kanser hücresi yaydıklarının bilincindedirler.

Peki İsrail, varlığını bizzat borçlu olduğu Birleşmiş Milletler Örgütü’ne karşı ne yapmaktadır? BM’ye yapılan baskılar nedeniyle Filistin lehine, İsrail aleyhine aldığı kararlara karşı nasıl bir tavır takınmaktadır?

Bu sorunun cevabını aslında hepimiz biliyoruz.

İsrail, BM’nin 70 yılda, yüzlerce kez insan haklarına karşı terör estiren uygulamalarını sözüm ona kabul etmeyen, kınayan yüzlerce kararına aldırış dahi etmemiş hatta hiçe saymıştır… Yaptırım gücü kendilerinden olanlara uygulanmayan bir örgütün varlığı artık sorgulanmalıdır. Doğrusu “Dünya 5’ten Büyüktür” haykırışıyla tüm dünya BM’in beş emperyalist devletin oyuncağına dönüşmüş bir leş topluluğa dönüşmüş olduğunu daha iyi görebilmiştir.

                Ama artık anlamak ve anlatmak yetmiyor! Artık reaksiyon almak ve fiili olarak zulme dur demek zorundayız. Kaybettiklerimizin sebebi yine kendimiziz. Daha dün Trump, Kudüs’ü siyonizmin başkenti saydığını ve Tel-Aviv’deki ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacağını ilan etmedi mi? Bundan daha büyük ne gibi felaketler yaşamalıyız ki aklımız başımıza gelsin?

Hepimiz şunu soruyor, cevabını merak ediyoruz. Bu soru “Bu devran hep böyle mi gidecek, yaptıkları yanlarına kar mı kalacak?” sorusudur. Bu soruya her bir fert olarak bizler,

“Hayır, asla! Bu devran böyle gitmeyecek.” Dediğimiz anda birçok şeyi değiştirebiliriz. Yeter ki kendi söylediklerimize önce kendimiz inanalım.

Evet bu devrana dur diyecek olan bizleriz, Müslümanlardır hatta tüm insanlıktır. Yeter ki bu aziz davanın ehemmiyetini kalplerimize kazıyalım. O zaman İsrail de anlayacak ki bugün yaktıkları Mescid-i Aksa’nın sadece suretidir. Ve bilecekler ki Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın ruhu kalplere sirayet etmiştir. Ve yine bilecekler ki bu kalpler Kudüs’ün özgürlüğü ile Alem-i İslam’ın izzeti için serden de yardan da vazgeçmiştir.

Kudüs Şairi Nuri Pakdil’in uyarı niteliğindeki şu dizelerine gelin birlikte bakalım.

Ne diyor üstad? Gel,Anne ol,Çünkü anne Bir çocuktan bir Kudüs yapar. Adam baba oluncaİçinde bir Kudüs canlanır.Yürü kardeşim,Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin. .

 Artık bu zulme karşı tüm Müslüman ülkelerin birlikte reaksiyon gösterdiklerini görmek istiyoruz.Bu duygu ve düşüncelerle konuşmamızı bitirirken, dilimizin ahengi ve kalplerimizin titreyişiyle tekrar tekrar haykırıyoruz:

KAHROLSUN EMPERYALİZM,

KAHROLSUN SÖMÜRGECİ VE İŞGALCİ İSRAİL,

KAHROLSUN SİYONİSTLERİN FİLİSTİN HALKINA UYGULADIĞI SOYKIRIM!

YAŞASIN MÜSLÜMAN FİLİSTİN HALKININ DİRENİŞİ,

YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ FİLİSTİN DEVLETİ

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX